13 Ağustos 2007 Pazartesi

Portakal Suyuna Dikkat


Portakal Suyuna Dikkat


Çeviren: Gülşah Balaban
editor@realage.com.tr

Orlando'da, Çarşamba günü yapılan American Society for Microbiology'de uzmanların belirttiğine göre, sabahları içtiğimiz portakal suyu yeterince pastörize olmamışsa, çeşitli hastalıklara yol açabilir.

Portakal suyu bilindiği gibi asitik olma özelliği ve su seviyesine bağlı olarak gıda kökenli patojenlerin oluşması ve üremesi için uygun bir ortam değildir ve bundan dolayı tehlikeli yiyecekler arasında gösterilmez.

Ancak, bu yiyeceklerde de hastalığın ortaya çıkmasına neden olacak kafi derecede patojenik organizmalar mevcut olduğu tespit edildi.

Athens'da, Georgia Üniversitesi'nde görevli Dr. Larry Beuchat: "Potansiyel tehlikeli gıdalar arasında gösterilmeyen bu yiyeceklerde mikroorganizmaların nasıl hayat bulduğunu ve çoğaldığını bilmemiz, hangi yiyeceklerin sınırda, hangilerinin ise bu tanıma uygun olmadığını bulmamızı sağlayacak," dedi.

Beuchat: " Portakal suyunun salmonella bakterisini barındırdığını uzun yıllar boyunca hiç düşünmedik. Epidemiyolojistler salmonella bakterisiyle ilgili verileri açıklarken, portakal suyu gibi asit değeri yüksek içeceklerin bu bakteri için bir taşıyıcı olabileceği tahmin etmedik," dedi.

Ancak, 1990'lı yılların ortalarından beri, Amerika'da pek çok salmonella salgınının nedeni portakal suyu oldu. Bu sonuca, portakal üreten ülkelerin açıklayıcı yönetmelikleri; portakal suyunun çok fazla tüketilmesi; veya hükümetlerin toplum sağlığını ilgilendiren konularda daha iyi denetleme yapması sayesinde ulaşıldı.

Beuchat: "Bu yeni birşey mi, veya 20 yıl önce bu konuyla ilgili çalışmalar yok muydu? Sanırım ikisi de bu problemin ortaya şimdi çıkmasının nedenlerinden," dedi.

Beuchat, tüketicileri pastörize portakal suyu tüketmeleri konusunda uyardı.

26.05.2006

The U.S. Centers for Disease Control and Prevention'da gıda kökenli hastalıklarla ilgili daha fazla bilgi bulabilirsiniz.

KAYNAK: American Society for Microbiology, 22 Mayıs 2006

Nar Suyu İçin, Kalp Krizinden Korunun


Nar Suyu İçin, Kalp Krizinden Korunun


Editör: Gülşah Balaban
editor@realage.com.tr

Kalbinizi korumak için her sabah "bir avuç ceviz yeter" diyerek çığır açan ünlü kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz, uzun ve sağlıklı yaşamın "Nar İksiri"ni açıkladı. Üstelik bu iksir, fazla tüketildiğinde kesinlikle zararı yok.

Dünyaca ünlü kalp uzmanı Mehmet Öz, nar suyu mucizesini açıkladı: Bol bol nar suyu içenin kalbi sağlam olur, kanserden ve cinsel sorunlardan korunur.

Meslek hayatını Amerika'da sürdüren Öz, "Bol bol nar suyu için" tavsiyesinde bulundu. Narın suyu dışında çaya ve tatlılara katılarak da tüketilebileceğinin altını çizen Öz, narın sağlık konusunda mucizevi bir etkisi olduğunu vurguladı.

Başta kırmızı renkli olmak üzere tüm sebze ve meyvelerde vitamin bulunduğunu belirten Mehmet Öz, narın bu meyvelerden ayrılan tarafını ise şöyle açıkladı: "Narda, E vitamininden 20 kat daha güçlü olan polifenol maddesi bol miktarda bulunur. Antioksidan özelliği olan bu madde, aynı zamanda kalp hastalıkları ile cinsel problemleri önler."

Öz'ün açıklamasına göre, 6 hafta boyunca nar suyu içen 45 kadın ve 45 erkekte kalp krizi riski yüzde 17, kansere yakalanma riski yüzde 22, cinsel problem yaşama riski ise yüzde 16 oranında azalıyor.

Narın olumlu etkisinin tüm meyvelerden çok daha kısa sürede ortaya çıktığını söyleyen ünlü bilimadamı, "Nar aşırı tüketildiğinde bile herhangi bir olumsuz etki yapmaz," dedi.

Önceki araştırmalarda da, narın şu faydaları ortaya çıkartılmıştı:

• Kolestrolü ve şekeri dengeliyor,
• İshali kesiyor,
• Bağışıklık sistemini güçlendiriyor,
• Prostat ve cilt kanserini önlüyor
• Enfeksiyon ile alerjileri önlüyor
• Yaraları iyileştiriyor."


09.06.2006 04:02:00

Kas Ağrılarına Karşı Kiraz Suyu


Kas Ağrılarına Karşı Kiraz Suyu


Çeviren: Gülşah Balaban
editor@realage.com.tr

Yapılan yeni bir araştırmaya göre, egzersiz sonrasında oluşan kas ağrılarını kiraz suyuyla hafifletmek mümkün.

Burlington Vermont Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, 14 gönüllüyle çalıştılar ve egzersizlere yedi gün boyunca devam edildi. İlk üç gün, araştırmaya katılanların bir kısmı kiraz ve elma suyu, diğer grup ise sadece elma suyu içti. Son dört gün ise bu işlem egzersiz sonrası yapıldı.

Egzersizler, tek bir kolun 20 defa gerilip esnetilmesinden oluşuyor. İki hafta sonra, bu egzersiz kiraz suyu içmiş olan gönüllülerle tekrarlandı—kiraz suyu 50-60 adet kirazdan elde edildi—daha sonra araştırmada diğer karışım meyve suyu kullanıldı. Ayrıca egzersiz yapılan kol da değiştirildi, diğer kolla egzersizlere devam edildi.

Çalışmaya katılan gönüllülerden, kaslarda meydana gelen ağrı ve acının şiddetini tanımlamaya yarayan ve 1’den 10’a kadar dereceleri olan skala yardımıyla kaslarındaki ağrıyı tanımlamaları istendi. Ayrıca araştırmacılar, kasların dayanıklılık gücünü ve hareket kabiliyetini de analiz ettiler.

Gönüllülerden kiraz suyu içermeyen meyve suyunu içenlerin kaslarında %22 oranında direnç düşüklüğü görülürken, kiraz suyu karışımından içen gönüllülerin kaslarında sadece %4 oranında direnç düşüklüğü tespit edildi. Ayrıca, kiraz suyu içenlerin kaslarında oluşan acı değerleri diğer meyve suyundan içenlere göre daha düşük, 2.4’e 3.2. 96 saat sonra, kiraz suyundan içenlerin kasları eski dirençlerini geri kazandılar.

Cherrypharm A.Ş. tarafından yaptırılan araştırmaya, British Journal of Sports Medicine’ın Çarşamba günü yayımlanan sayısında yer verildi.

21.06.2006 13:47:00

Referans: The Mayo Clinic’te kas ağrılarılarıyla ilgili daha fazla bilgi bulabilirsiniz.

KAYNAK: British Journal of Sports Medicine, 21 Haziran 2006

En iyi karaciğer ilacı günde 2 elma!


En iyi karaciğer ilacı günde 2 elma!

Vitaminlerle birlikte grip ilacı ve antibiyotik almanın ölümcül bir hata olabileceğini unutmayın. Böyle bir hata, aniden karaciğer yetmezliğine neden olabilir. Alkol aldıysanız, vitamin dahil her türlü ilaçtan uzak durun. İçkiyi fazla kaçırdığınızı ve karaciğerinizi yorduğunuzu düşünüyorsanız, siz en iyisi o gün bol bol elma yiyin.

Amerika'nın en fazla karaciğer nakli yapan merkezlerinden biri Wisconsin Üniversitesi... Üniversitenin en ünlü karaciğer uzmanlarından Prof. Dr. Aleks Musat, karaciğeri korumanın en iyi yollarını anlattı:

* Kişi, alkolün karaciğerine zarar verip vermediğini anlayabilir mi? Alkolün karaciğere verdiği zarar geç fark edilir. Karaciğer hastalıklarında genellikle, karaciğer hücrelerinin yaklaşık dörtte üçü hasar görmeden bir şikayet ortaya çıkmaz. Dolayısıyla böyle bir şikayet ortaya çıktığında yapacak fazla bir şey yoktur. Karaciğer hastalıklarının başlıca belirtileri; yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık, enfeksiyonlara karşı direnç düşüklüğü, sarılık (cildin ve göz aklarının sarı renk alması), karın boşluğunda sıvı toplanması, adale erimesi, sindirim sisteminden ciddi kanamalar varis kanaması), beyin ve böbrek fonksiyonlarında bozukluklardır. Olay kalıcı hale gelmeden erken fark edilir ve alkol kesilir ise karaciğer hücreleri kendini yenileyebilir. Böyle bir kalıcı karaciğer hasarının oluşabilmesi için yıllarca 8-10 yıl) devamlı ve belirli bir miktarın üzerinde alkol almak gerekir. Bugün dünyada bir zamanlar 'çiçek çocukları' olarak tanınan neslin çoğu siroz hastası oldu. Ama yine de her durumda alkolün kesilmesi, karaciğer fonksiyonlarında belirgin düzelme ile sonuçlanır. Alkol alacaksanız mutlaka ölçülü davranmanız gereklidir.

* Sizce karaciğer hastalıklarından korunmanın en iyi yolu, alkolsüz bir hayat mı? Az alkollü bir hayat. Karaciğer hastalığı olanlar, Hepatit B ve C'si bulunanlar, içki içmesinler. Ama onun dışındaki insanları tamamen alkolden uzak tutmak çok gerçekçi bir şey değil. Alkol, kalp için zararlı değil, hatta bazen doktorlar tarafından öneriliyor. Bira, şarap ve rakı, bir duble içildiği zaman aynı alkolü içerirler. Bir kadehten fazlası karaciğeri yorar ve hastalıkları tetikler. 10 yıl boyunca günde 80 gramın üzerinde alkol kullanımı riski artırır. Alkolün günde bir kadehten fazla tüketilmemesi gerekiyor. İki kadehin üstü karaciğer yağlanmasına yetiyor ve tehlike oluşturuyor. Düzenli ve uzun süreli alkol tüketenlerde, karaciğer hastalıklarının oluşma riski artıyor. Karaciğere, alkolle aynı zararı fazla kilolar da verebilir. Hele de şişmanlık ve içki birleşirse; işte o zaman karaciğer için tehlike başlıyor. Fazla kilolu olanlarda (Beden Kitle İndeksi 28- 30'un üzerinde olanlar), karaciğer yağlanması gibi, karaciğer hastalıkları riski daha fazla. Bu nedenle, fazla kilolardan kurtulmak, karaciğeri koruyan faktörlerden.

VİTAMİNİ SEBZEDEN ALIN

* Karaciğer hastalıkları kadınları mı, erkekleri mi daha fazla etkiler? Kadınların alkole bağlı karaciğer hasarı açısından daha duyarlı olduğu bilinmektedir. Kadınların karaciğeri çok daha duyarlı olduğu için hasar alması çok daha kolaydır. Ayrıca alkol ile birlikte ilaç kullanılması durumunda alkolün karaciğere vereceği zarar artabilir. Bu nedenle, eğer ilaç alırken alkol alacaksanız, konuyu mutlaka doktorunuza danışınız.

* Karaciğer sağlığı açısından beslenmede nelere dikkat etmeliyiz? Sebze ağırlıklı beslenme, karaciğeri koruyor. Bazı karaciğer hastalıklarında destek tedavi olarak silmarin ve meyan kökü, etkisi ispatlanmış maddeler olarak öneriliyor. Özellikle erkeklerde fazla kırmızı et tüketimi, demir birikimini artırarak karaciğerde risk oluşturuyor. Yağ ağırlıklı beslenme de karaciğer yağlanmasını artırıyor. Bu nedenle zeytinyağı kullanılan ve daha çok sebzeye dayanan Akdeniz ve Ege mutfakları öneriliyor. Ayrıca meyveler arasında elma; karaciğer için son derece önemli ilaç niteliğindedir. Günde iki elmayı kabuklarıyla birlikte yemeyi alışkanlık haline getirerek sağlığınıza büyük bir iyilik yapmış olursunuz.

ESRA TÜZÜN

Sabah Gazetesi

GREYFURT HAKKINDA BİLMEDİKLERİMİZ


GREYFURT HAKKINDA BİLMEDİKLERİMİZ

Greyfurt aslında hiç kullanmadığım , faydası veya zararı üzerinde hiç düşünmediğim bir meyve'ydi.
Ta ki Çanakkale'de ikamet eden bir arkadaşımdan aldığım maile kadar. Arkadaşımın eşinin başından geçen ilginç bir olay bu meyve hakkında araştırma yapmama neden oldu.
Öncelikle arkadaşımın eşinin yaşadıklarını özetleyeyim:
Bundan Yaklaşık 1.5 yıl önce eşim çok ciddi bir baş dönmesi yaşadı.
Aylarca sürdü.
Baş dönmesi o kadar kötüydü ki oturduğu yerden yere düşüyor.
Tv ile izleyemiyor hiç bir şeyi okuyamıyor,tek başına yürüyemiyordu.
Hatta uykusunda bile yataktan düşebiliyordu.
Rüyasında bile başının döndüğünü söyledi.
Bu baş dönmeleri sonucunda da sürekli kusuyordu.
Bir sürü farklı doktor gezmemize rağmen çare bulamadılar. Tüm doktorlar klasik 1-2 baş dönmesi ilacı verdi o kadar. Ama hiçbiri çare olamadı.
Sorun 2-3 ay sonra baş dönmesi geçerek tekrar eski haline geldi.
Arkadaşım bu olayın nedenini araştırdığını ve sebebin greyfurt olduğunu belirtiyor :
Eşim hasta olmadan 1 hafta önce çok ağır grip olmuş ve doktor bir sürü ilaç yazmıştı yanında da Greyfurt suyu içmişti C vitamini takviyesi diye.

Grip geçtikten sonra da bu baş dönmeleri başlamıştı.
GREYFURT içilen ilaçların karaciğerde parçalanıp atılmasını engelleyen dünya daki tek meyveymiş.
Greyfurt ile ilaç alıyorsanız ve ilaca 1 hafta boyunca devam ederseniz tüm ilaçlar sanki bir kere de yutulmuş gibi vücutta duruyormuş. Bu ilaçların türüne göre ölümler bile olabilmekteymiş.
Arkadaşım'ın eşi bu olayı sadece baş dönmesiyle atlatmış.
Aslında sonbahara girdiğimiz şu günlerde artık soğuk algınlığı ve grip vakalarının artacağı günler kapımızda.
Bir çok insan C vitamini takviyesi olsun diye turunçgillere ağırlık verecektir, tabii yanında birkaç ilaç da aldımmı vücudu dinç ve diri tutarız düşünce gayet mantıklı gelir.
Hal böyle olunca bu vakayla karşılaşan, fakat ne olduğunu bilemedikleri baş dönmelerle şaşıran bir sürü insan olacaktır.
Bu meyveyle ilgili yaptığım araştırmalarda bakın nelerle karşılaştım:(alttaki yazıyı www.tip2000.com sitesinden aldım, Prof. Dr. Metin Özata yazmış.)

Yeni yapılan araştırmalar greyfurt suyunun bazı ilaçların etkilerini artırdığı ve o nedenle ölümle sonuçlanabilecek zararlı yan etkiler ortaya çıkardığını gösterdi. Bu nedenle ilaç kullanan kişilerin greyfurt suyu içmemeleri önerilmektedir.

Greyfurt Suyu İlaçların Etkisini Nasıl artırıyor?

İlaçlar bağırsaklarda ve karaciğerde bulunan CYP450 enzimiyle parçalanarak vücudumuzdan atılmaktadırlar. Bu enzimin ince bağırsaklarda bulunan P-450 3A4 isimli bir türü greyfurt suyu içince yok olmakta ve bu nedenle de ilacın parçalanması geciktiğinden kanda birikmekte ve sonuçta ilaç zehirlenmesine neden olabilmektedir.

Greyfurt Suyundaki Hangi Maddeler Bu etkiyi Yapıyor?

Greyfurt suyunda bulunan narinjin ve psoralen maddelerinin bağırsaklarda bulunan ve ilaçları parçalayan P-450 3A4 isimli enzimin etkisini yok ettiği ortaya konmuştur.

Greyfurt Suyu İçince İlaç Üzerine Etkisi Ne kadar Sürüyor?

Yapılan çalışmalar bir bardak greyfurt suyunun (yaklaşık 250 ml) bu etkiyi göstermeye yettiğini, ilaçla beraber greyfurt suyu içmenin veya greyfurt suyu içtikten 12 saat sonra bile ilacı almanın bu etkiyi ortadan kaldırmadığını göstermiştir. Örneğin kolesterol düşürücü olarak kullanılan lovastatin isimli ilaç greyfurt suyu içildikten 12 saat sonra alınsa bile kandaki düzeyleri 2 kat daha fazla olmaktadır. Greyfurt suyunun bu etkisinin kalkması için en azından 24 saat geçmesi gerektiği ileri sürülmüştür.

HANGİ İLAÇLARIN ETKİLERİ GREYFURT SUYU İLE ARTMAKTA VE ZARARLI ETKİLER ORTAYA ÇIKMAKTADIR?

A: TANSİYON İLAÇLARI
Yapılan araştırmalar hipertansiyon (tansiyon yüksekliği) tedavisinde kullanılan Felodipin (Plendil tablet), verapamil (İsoptin tablet) ve nisoldipin (Syscor tablet) gibi ilaçların greyfurt suyu içen kişilerin kanlarında anormal derecede yüksek düzeylere ulaştığını göstermiştir. Nifedipin (Adalat) ve amlodipin (Vasokard, Norvasc tablet) kullananlarda greyfurt suyunun yan etkisi görülmemiştir. Bu nedenle mevcut verilere göre felodipin, nisoldipin ve verapamil kullanan hastalar greyfurt suyu içmemelidir.

B. PSİKİYATRİ , UYKU VE EPİLEPSİ İLAÇLARI
Diazepam (Diazem, Diapam, Nervium, Spazmo-Valibrin tablet gibi ilaçlar), triazolam, midazolam ve buspiron (Buspon kapsül) kullananlarda greyfurt suyu içilince etki çok artmaktadır. Epilepside kullanılan karbamazepin (Tegretol tablet) eğer greyfurt suyu ile birlikte alınırsa etkisi % 40 artmaktadır.
Yine depresyonda kullanılan sertralin (Lustral, Selectra, Seralin, Serdep tablet) içeren ilaçların etkisi greyfurt suyu ile % 50 artmaktadır.

C. KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ İLAÇLAR
Statin dediğimiz bu ilaçlardan simvastatin (Zocor Lipovas, Zovatin), lovastatin ve atorvastatin (Lipitor, Ator, Tarden) kullanan kişilerde greyfurt suyu içilince kan düzeyleri 2-16 kat artmakta ve zararlı olmaktadır. Bu nedenle bu tür kolesterol düşürücü ilaç kullananların greyfurt suyu içmemeleri gerekir.

D. EMPOTANS TEDAVİSİNDE KULLANILAN İLAÇLAR
Empotans tedavisinde kullanılan sildenafil (Viagra, Vigrande, Sildegra tablet) kullanan kişilerde ilacın etkisinin %23 daha fazla olduğu saptanmıştır. Bu nedenle bu ilaçları alanlar greyfurt suyu içmemelidir.

E. MİDE-BAĞIRSAK HASTALIK İLACI CİSAPRİDE
Mide ve bağırsak hareketini artırmak için kullanılan cisaprid adlı ilaç greyfurt suyu ile beraber alınırsa etkisi % 50 artmakta ve zararlı olmaktadır.

F.ALLERJİ, GRİP-SİNÜZİT TEDAVİSİNDE KULLANILAN TERFENADİN
Allerjik hastalaıklar, grip ve sinüzit tedavisinde kullanılan antihistaminik terfenadin isimli ilaç greyfurt suyu ile beraber alınırsa kalb üzeribde yan etkiler ortaya çıkmaktadır.

G. KALP İLACI AMİODARONE
Kalp ritm bozukluklarında kullanılan amiodarone (Cordarone tablet) isimli ilaç kullananlarda greyfurt suyu içilince etkisi azalmaktadır.

Ve yazının sonunda Prof. Dr. Metin Özata tavsiye olarak şu notu yazmış:

Bizim bir hekim olarak şimdilik önerimiz ‘’ilaç kullanıyorsanız greyfurt suyu içmeyiniz’’ şeklindedir.

Buraya kadar greyfurt’un sakıncalarından bahsettik, mutlaka faydası olan bir meyve ama benim dikkat çekmek istediğim konu ilaçla alınınca ortaya çıkan tehlikeli duruma dikkat çekmek içindi. Ama faydalarını da kaydedelim ki ilaç takviyesiz nelere faydalı olduğunu da bilelim:

Greyfurt, kafa karışıklığı, kıskançlık ve hayal kırıklığı gibi olumsuz düşünce durumlarında ilaç olarak kullanılır. Greyfurt, bu durumları yok eder ve canlandırıcı karakteri ile kararsızlık, sürüncemede bırakma ve geçmiş için kaygılanma durumlarında fayda sağlar. Manik ve depressif arasında gidip gelen durumlarda yardımcıdır. Greyfurt lifi kolesterolü düşürüyor.Yapılan çalışmalarda greyfurt lifinin kolesterolü önemli ölçüde düşü
rdüğü saptandı.

Bilim adamları, günde iki greyfurt yemenin dişeti hastalıklarına karşı mücadelede birebir olduğunu açıkladı. İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine göre, greyfurt vücuttaki C vitamini seviyesini artırıyor, dişetlerindeki kanamayı durduruyor. Antioksidan etkisi olan C vitamini, kandaki şeker değerlerini düşürürken aynı zamanda dişetini koruyor. İngiliz Ağız Sağlığı Derneği tarafından 58 kişi üzerinde yapılan araştırmada, deneklere günde iki greyfurt yedirildi ve diş etlerinin eskisinden çok daha sağlıklı olduğu görüldü.

Greyfurt suyu içenlerin artık daha dikkatli olmaları ve sağlıklı olalım derken sağlıklarından olmamaları için ilaçla beraber bu meyveyi kullanmamaları kendi sağlıkları için yapacakları en iyi şeydir.

Sağlıklı ve mutlu günler sizlerin olsun.

İsmail Körpe

Yediklerimiz psikolojimizi etkiliyor mu?

Yediklerimiz psikolojimizi etkiliyor mu?



Moral Dünyası dergisinin Mayıs sayısında yer alan habere göre, depresyon, bunama, hiperaktivite, panik bozukluğu gibi rahatsızlıkları doğuran sebeplerin başında yeme içme alışkanlıklarımız geliyor.

Psikiyatr Doç. Dr. Sefa Saygılı
Vakıf Gureba Hastanesi Psikiyatri Klinik Şefi

Aldığımız gıdalarla ruh haletimiz arasındaki ilgi hep dikkati çekmiş bir konudur. Çünkü beslenme tercihlerimizin ruh sağlığımızı da etkilediği bilinmektedir. Son yıllarda hiperaktivite ve dikkat eksikliği, depresyon, anksiyete (endişe) bozuklukları gibi rahatsızlıkların artmasında da değişen beslenme alışkanlıklarımızın etkisi büyüktür. Kısacası doğru gıdalar alarak birçok psikiyatrik hastalıktan korunmak mümkündür.

İnsan beyni karmaşık ama hassas bir organdır. Bir yumruk büyüklüğünde, 1300-1400 gram gelen beynimizde 100 milyar nöron (sinir hücresi) var ve bu nöronlardan her biri sayıları bin ile 10 bin arasında değişen başka nöronlarla bağlantı halindedir. Bu bağlantıların sayısı trilyonları bulur. Ayrıca beyinde çok daha fazla miktarda destekleyici hücrelerin de bulunduğu göz önüne alınırsa vücudumuzun yöneticisinin karmaşıklığı anlaşılır.

Çünkü beyin, düşüncelerimizi, davranışlarımızı, duygularımızı yönetir. Muhakeme, idrak, zeka, sanat ve müzikle uğraşma, teknoloji geliştirme gibi kompleks görevleri üstlendiği gibi kalp atışımız, soluk alış verişimiz, uykumuz ve uyanıklığımız, sindirim fonksiyonumuz gibi üzerinde nadiren durduğumuz aktiviteleri bile biz farkında olmadan beynimiz düzenler.



Her lokma beynimizi etkiliyor

Beyin, gördüğü yoğun fonksiyonların uygun işleyişi için çok fazla miktarda enerji ve kan akışına ihtiyaç duyar. Beynimiz, toplam insan ağırlığının yüzde 2’sini oluşturmasına rağmen vücudun sahip olduğu tüm enerji kaynağının yüzde 20’sini kullanır.

Peki bu enerjinin kaynağı nedir? Tabii ki aldığımız besinler. Besinler sadece beynin gerektiği gibi işlemesini sağlayacak yakıtı sağlamakla kalmaz, beynin yapısının oluşumuna da katkıda bulunur. Yediğimiz her lokmanın beynin işleyişi ve yapısı üzerinde hem kısa hem de uzun vadeli sonuçları vardır. Beynimizin sağlıklı ve uygun bir şekilde görevlerini yapabilmesi için sürekli olarak temel besin desteği olması gerekmektedir.

Bu yüzden kalitesi düşük besinler ve fast food beslenme, kavrayış yeteneğimizi köreltir ve zamanla beynimizi zaafa uğratır. Öyleyse beynimizi etkileyen besinleri iyi ve kötü olarak ayırmalıyız.

Kötü gıdalar nasıl etkiler?

Kan şekerini aniden yükselten gıdalar aldığımızda pankreas bezi hemen faaliyete geçer ve insülin salgılayarak şekeri düşürür. İnsülin, şekerin kullanılması ve depolanması için kan hücrelerimizi yönlendirmekle görevlidir. Zamanla hücreler, sürekli yüksek seviyede insülin bombardımanına karşı dirençli hale gelebilirler. Sonunda şekeri yönlendirmek için daha fazla insülin gerekir ve bu ihtiyaç giderek artar. Böylelikle pankreas bezi adeta yalama olur, iş göremez hale gelir. Salgılanan insüline karşı hücrelerde direnç gelişir, insülin de yağ olarak depolanarak şişmanlığa sebep olur. Ayrıca Alzheimer (bunama) ve depresyon gibi psikiyatrik hastalıklara da zemin hazırlanmış olur. Kısacası sağlığımız için gıdaların iyi veya kötü olması söz konusudur.

Hangi gıdalar mutlu eder?

· Kan şekerini hızla yükselten beyaz şeker zararlıdır. Kişi başına düşen şeker tüketimi arttıkça depresyon ve ciddi ruhsal hastalıklarda da artış olmaktadır.

· Karbonhidratlar, moralimizi iyileştiren serotonininin salınımını uyardıklarından, bu gıdaları diyetimizden tamamen çıkarmak üzüntü ve keder haline sürükleyebilir. Çünkü karbonhidratlar vücudumuzda şekere dönüşürler ve şeker de yakıt olarak kullanılır. Ancak beyaz ekmek yersek, karbonhidratla birlikte lif alamıyoruz demektir. Sonuç olarak da ekmek hızlı bir şekilde kan şekerine dönüşür. Kan şekerindeki bu çok hızlı yükseliş ve düşüşler, daha sonra kişinin acıkmasına sebep olur. Yani kepeğinden ayrılmış beyaz un kötü gıdadır. Buğdayın olduğu gibi öğütülmesiyle elde edilen tam buğday ununun lif oranı yüksektir. Tam buğday unuyla karşılaştırıldığında beyaz un yüzde 41 oranında daha az folik asit, yüzde 41 daha az B12 vitamini, yüzde 52 daha az selenyum ve yüzde 75 daha az çinko ihtiva eder.

· Lifli tahıllarda, meyve sebzelerde bulunan tüm bu besinler ve antioksidanlar beyni korur, sinir sistemini normal işler hale getirir.

· Yapay yollarla hidrojenlenmiş yağlar (margarin gibi) kötüdür. Taze tereyağı, halis sızma zeytinyağı gibi doğal oluşumlu katı ve sıvı yağlar iyi gıdadır.

· Hamburger ve cips kötü gıdalardır.

· Mineraller, bazı amino asitler ve besleyici enzimler bakımından zengin olan meyve sebzeler gibi gerçek gıdalar vücuda vitamin ve mineral sağlarlar, ama aynı zamanda toksinleri (zehirli atıklar) kendilerine çeken ve yeniden emilmelerine ya da işleme sokulmaları­na fırsat vermeden vücudumuzdan dışarı atan lifler içerirler. Meyve ve sebzeler bol tüketilmesi gereken gıdalardır.

· Balık, ihtiva ettiği omega 3 yağ asitleriyle oldukça besleyici ve beyin için elzem bir gıdadır, bunamaya karşı birebirdir.

· Fıstık, fındık, badem, ceviz gibi kuruyemişler, doymamış yağ, E vitamini, kalp dostu sterol bileşimleri barındırırlar ve antioksidan (gençleştirici) etkiye sahiptirler. Kuruyemişler kalp hastalıklarına yakalanma riskini azalttıkları gibi, yaşa bağlı zihinsel performanstaki düşüşü de önlerler.

· Yüksek kalorili kola ve gazozların hiç besin değeri yoktur. Üstelik yemekle birlikte tüketildiklerinde, beyinde tokluk hissini oluşturan normal mide-beyin iletişimini engelleyerek daha çok yemeye sebep olabilirler.

· Paket meyve suları da kötü gıdadır.



Depresyonu önlemek için ne yenilmeli?

Depresyondaki kişi aşırı üzüntülü ve sıkıntılıdır. Durgun ve neşesizdir. İsteksiz ve karamsardır. Önceden hoşlandığı şeylerden zevk almaz. İştah ve uyku genelde azalmıştır. Günümüzde giderek daha çok kişinin yakalandığı depresyonun ortaya çıkışında genetik yatkınlık, felaketler gibi stresler, çevre gibi birçok faktör etkilidir.

Ancak beslenme şeklinin de önemi büyüktür. Omega 3 ihtiva eden balıkla beslenme depresyon riskini düşürür. Rafineri (işlenmiş) suni yağların ve beyaz şekerin aşırı tüketilmesi depresyonu kolaylaştırır. Düşük seviyede folik asit, B12 vitamini ve çinko almak depresyonu önlemede etkilidir. Bunların hepsi tam ekmekte mevcuttur.



Yağlı yiyecek Alzheimer riskini arttırır

Alzheimer veya diğer adıyla bunama, hafıza, muhakeme, öğrenme, mantıklı düşünme, yön bulma ve iletişim gibi birçok yetenekte bozulma meydana gelmesiyle ortaya çıkar. Alzheimer tipi tüm bunamaların yüzde 70’ini oluşturuyor. 65 yaş üzerindeki kadınlar için hayat boyunca Alzheimer olma riski yüzde 19, erkekler için 10’dur. Alzheimer’

BESİNLERİ SATIN ALMA, HAZIRLAMA, PİŞİRME, DEPOLAMA İLKELERİ VE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR


SATIN ALMA İLKELERİ VE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
Gelişmiş ülkelerde gıda kanunlarında öngörülen temel ilke, tüketicinin sağlıklı ve nitelikli besinlerle yeterli ve dengeli beslenmesi ve besin satın alırken aldatılmasının önlenmesidir. İnsanların sağlıklı olmalarında tüketilen besinlerin kalitesi ve tazeliği çok önemlidir.

Besinleri satın alırken aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir.

Alışveriş Listesi Hazırlama
Alışverişe çıkmadan önce satın alınacak besinler için bir liste hazırlamak ve bu listede seçeneklere yer vermek alışveriş sırasında kişiye kolaylık sağlar. Günlük, haftalık ve aylık satın alınacak besinleri sınıflandırmak gerekir. Örneğin;

Kuru besinler (un, bulgur, pirinç, makarna, nohut, mercimek gibi), yemeklik margarin, sıvıyağ, zeytin, salça aylık olarak; sebze, meyve, peynir, yumurta haftalık olarak; ekmek ve süt ise günlük olarak satın alınır.
Saklama imkanı yoksa gereğinden fazla besin satın alınmamalıdır.

Piyasa Fiyat Araştırması ve Besin Gruplarının Seçimi
Ailelerde beslenmeye ayrılan para bilinmeli, satın almadan önce besinlerin değişik yerlerdeki fiyatları araştırılmalı ve ona göre satın alınmalıdır. Aylık ve haftalık olarak ayrılan para besin grupları arasında bölünerek her besin grubundan satın alma yoluna gidilmelidir. Düşük gelirli aileler enerji ihtiyaçlarını karşılamak için daha ucuz olan tahılların yanında bir miktar kurubaklagil ve yumurta satın alarak diyetlerini enerji ve protein yönünden dengeli duruma getirebilirler. Sebze ve meyveleri satın alırken mevsim sebze ve meyveleri tercih edilmelidir. Mevsimlik sebze ve meyveler turfandakilerden daha ucuz, daha lezzetli ve daha besleyicidir.

SAĞLIKLI BESİN SEÇİMİ
Sağlıklı beslenmek için saflaştırılmamış ve zenginleştirilmiş tahıl ürünleri tercih edilmelidir. Saflaştırma işlemi sırasında tahıl ürününün doğal olarak yapısında bulunan pek çok vitamin ve mineral kayba uğrar.

Mümkün olduğunca yağ içeriği az olan besinler tercih edilmelidir. Bunun için ürünün etiketindeki beslenme değeri tablosundaki yağ miktarına bakılmalıdır. Özellikle kırmızı et satın alırken yağsız olanı seçilmelidir. Et türleri içerdikleri kolesterol miktarı yönünden farklılık gösterirler. Örneğin kırmızı ette bulunan kolesterol ve yağ miktarı beyaz ete oranla daha fazladır. Bu nedenle kırmızı et yerine balık ve tavuk eti tercih edilmelidir.
Sağlığı korumak için hazır veya yarı hazır besinler içinde tuz miktarı da azaltılmıştır. Bilindiği gibi tuz sodyum kaynağıdır. Fazla tüketildiğinde tansiyon yüksekliği, vücutta su toplanması (ödem) vb. durumlar meydana gelebilir. Bazen bir gıda etiketi üzerinde %50 den daha az tuzlu olarak tanıtılabilir. Ancak ürün az tuzlu demek değildir, çünkü bu ürünün tuzu azaltılsa bile kendisi doğal olarak tuz kaynağı olabilir. Bunun için de yine etikette sodyum miktarına bakılmalıdır. Örneğin az tuzlu peynir diye tanıtımı yapılan ürüne belki az tuz ilavesi yapılmıştır, ancak peynirin yapısında doğal olarak fazla miktarda sodyum bulunabilir.

-Sağlıklı beslenmek için; doğal ve taze besinler tercih edilmelidir.
-Fazla miktarda katkı maddesi içeren besinlerden kaçınılmalıdır.
-Küçük çocuklara katkı maddesi içeren besinler mümkün olduğunca yedirilmemelidir.
-Saflaştırılmamış ve zenginleştirilmiş tahıl ürünleri tercih edilmelidir. Beyaz ekmek
yerine kepekli, esmer ekmek tercih edilmelidir.
-Daha az tuz içeren besinler tüketilmelidir.
-Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine besleyici değeri daha yüksek olan taze sıkılmış meyve suları, ayran, limonata tercih edilmelidir.

Satın Alacağınız Besinlerde Kalite Kontrolü Nasıl yapılır?
Besin Kalitesi, tüketicinin tercihinde rol oynayan, ölçülüp değerlendirilebilen ve bir besini diğerinden ayırt etmeye yarayan özelliklerinin bileşimidir. Besinin hijyenik olması ise, o besinin tümüyle hastalık etmenlerinden arınmış ve sağlığa yararlı olmasıdır. Hijyenik olmayan bir besin, besin değerinden kaybedebileceği gibi besin kaynaklı pek çok enfeksiyona da neden olabilir.

Kalite kontrol kriterleri genel olarak besine göre değişir.
Etlerde tazelik, yağ oranı, et oranı, damgasının olup olmaması vb. kriterler incelenir.
Yumurtada kabuğun temizliği, çatlak olup olmaması, tazeliği ve büyüklüğü incelenir.
Kurubaklagillerde küflenme, böceklenme, yabancı madde oranı, o yılın mahsulü olması, pişme kalitesi gibi kriterler yönünden kalite kontrolü yapılır.
Sebzelerde tazelik, canlılık, çamur, toz, toprak, yabancı otların bulunup bulunmaması, kereviz, patates, soğan vs. taze sebzelerde büyüklük durumu incelenir. Örneğin; ıspanağın kısa saplı, bol yapraklı olanı (kuzu ıspanağı) daha iyidir.
Patates alırken; düzgün, yarık ve çatlaklar olmayan, çok kirli ve çok ufak olmayanları, yeşillenmiş ve çimlenmiş olmayanları alınır. Sarı patates pişerken dağılmadığından daha iyidir.
Meyvelerde tazelik, büyüklük, çürük, çamurlu bereli olup olmama durumu , tat, lezzet vb. özellikler incelenir.
Süt ve yoğurt kontrolünde; tazelik, ekşilik, iyi mayalanıp mayalanmadığı, bulunduğu kapların temiz olması, içinde yabancı madde bulunup bulunmama durumuna bakılır.
Tahıllarda; yeni mahsul olma, küf, yabancı madde oranı ve o tahıla özgü diğer kalite özellikleri incelenir.
Yağlarda acıma olup olmadığı, lezzet, koku, renk vb. kriterler incelenir.
Reçellerde tane oranı, kıvamı, şekerlenme durumu, doğal tat, lezzet vb. bakılır.
Zeytinlerde büyüklük, etli kısım oranı, tat, lezzet vb. özellikler incelenir.
Ambalaj Kontrolu ve Etiket Okuma

Gıda ambalajının içine konan ürünü en uygun şekilde koruması ve bozulmasını önleyici nitelikte olması arzulanır çünkü gıdalar mikrobiyolojik, biyokimyasal, fiziksel ve nem etkisi ile kolayca bozulurlar ve aroma kayıplarına uğrarlar. Satın alınan gıdaların alıcı tarafından kontrol edilmesi hem tüketicinin sağlığının korunması hem de ekonomik yönden aldatılmasının önlenmesi açısından çok önemlidir. Herhangi bir sebeple ezilmiş, yırtılmış, bozulmuş ambalaj bulunduran besinler satın alınmamalıdır. Ambalajı yeterince iyi olmayan ürünler her zaman için kontamine olma (bulaşma) riski taşırlar.
Ürünün ambalajı üzerindeki ETİKET BİLGİ'sinin incelenmesi de tüketicinin korunması açısından büyük önem taşır. Bir ürünü satın alırken özellikle SON KULLANMA TARİHİnin kontrol edilmesi gerekir. Son kullanma tarihi geçmiş bir ürün pazardan kaldırılmalı veya tüketiciler tarafından kesinlikle satın alınmamalıdır. Böyle ürünler bozulmuş olabilir, mikroorganizma üreyebilir, lezzeti ve fiziksel görünümü değişebilir ve besin değerinden kaybetmiş olabilir.

Ayrıca ürün etiketi üzerinde GIDANIN ADI, ÜRETİCİ FİRMANIN ADI VE ADRESİ ile üretildiği yerin belirtilip belirtilmediğine bakılmalıdır. Herhangi bir istenmeyen durumla karşılaşıldığında tüketici kimi şikayet edeceğini bilmelidir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca ÜRETİM İZNİ verilip verilmediği kontrol edilmelidir. Ürünün NET GRAMAJINA, HAZIRLAMA VE KULLANMA TALİMATI bilgisine, DEPOLAMA VE SAKLAMA KOŞULLARI'na dikkat edilmelidir.Ürünün bileşimi hakkında bilgi edinmek için ise, etiket üzerindeki "İÇİNDEKİLER veya BİLEŞİM (ingrediyen)" listesi ile besin değeri tablosunun incelenmesi gerekir.
BESİNLERİ HAZIRLAMA, PİŞİRME VE SAKLAMA İLKELERİ VE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

Hazırlama ve Pişirme İlkeleri

Hazırlamak ve pişirmek için besinlere uygulanan işlemler besleyici değerini artırır veya azaltabilir. Aşağıda bu işlemlere örnekler verilmiştir:
Ekmek, çörek, kurabiye yapmak için hamurun mayalandırılması besleyici değerini artırır. Kimyasal kabartıcılar ise azaltır. Mayalandırılmadan yapılan ekmeğin besleyici değeri, mayalı ekmekten daha düşüktür.
Beyaz ekmek yapmak için buğday tanesinin, kepek ve özünün iyice ayrılması, besleyici değerini azaltır. En besleyici ekmek, dış kepeği biraz ayrılmış, fakat özü ve iç kepeği ayrılmamış undan iyice mayalandırılarak yapılan ekmektir.

Ekmek ince dilimlenip kızartılırsa besleyici değeri azalır.

Tarhana, yoğurt ve unun karışımıyla mayalandırılarak yapıldığından, besleyici değeri yüksektir. Pişirirken içine pişmiş nohut, mercimek, havuç eklenmesi değerini daha da artırır.

Tarhana güneşte kurutulursa, süt ve yoğurt aydınlık yerde bekletilirse vitamin B2, vitamin B6 ve folik asit değerleri azalır.

Yumurta, süt, yoğurt, peynir ve tahinle yapılan tatlıların besleyici değerleri, sadece un, yağ, şeker kullanılarak yapılanlardan üstündür. Şeker yerine pekmez kullanılması, besleyici değerini daha da artırır.

Sütlü tatlı yaparken şeker önceden konulmalıdır. Birlikte yüksek sıcaklıkta pişirilirse, protein değeri azalır.

Kuru fasulye, nohut, mercimek gibi besinler iyi pişirildiğinde sindirimi kolaylaşır ve böylelikle protein değeri artar.

Yumurta çiğ yenirse ya da sarısının etrafı yeşillenecek kadar hızlı ateşte, uzun süre pişirilirse, besleyici değeri azalır.

Yeşil ve sarı sebzelerden yapılan salatalara limon veya sirke eklenir, bekletilirse A ve C vitamini değeri azalır.

Sebzeler doğrandıktan sonra bekletilirse ve haşlama, pişme suları atılırsa, vitamin ve mineralleri azalır.Meyveler kesildikten ya da suyu sıkıldıktan sonra bekletilirse C vitamini değeri azalır. Hatta sıkılmış meyve suları buzdolabında bekletilirse vitamin değeri azalır.

Süt yarım saat gibi uzun süre kaynatılırsa vitaminleri azalır. Pastörize ve sterilize edilmemiş süt kabarınca ateşten alınırsa, mikropları ölmez. Süt kabardıktan sonra karıştırılarak 4-5 dakika kaynatılıp hemen soğutulur. Cam kavanozda buzdolabında 1-2 gün saklanır.

Yağ yakıldıktan sonra yemeğe konursa, sağlığa zararlı duruma gelir.

Yoğurdun yeşilimsi suyu atılırsa vitamin değeri azalır. Ayrıca yoğurt torbaya konup süzülür ve süzülen suyu atılırsa vitamin kaybı olur.

Kapakları -hafif de olsa- içe veya dışa doğru bombaj yapmış konserveler sağlık için son derece zararlıdır.
Aşağıda değişik besin grupları için pişirme kuralları verilmiştir. Bu kurallara uyulursa, satın alınan besinlerden en iyi şekilde yararlanılabilir.

Besinleri Saklama İlkeleri

Yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlamak için her gün çeşitli besinlerden yeteri kadar alınmalıdır. Ancak bazı besinlerin hasat edildikten sonra kısa zamanda kullanılması olanaksızdır. Ayrıca her mevsimde, her çeşit besine ulaşılamamaktadır. Bu nedenle; bazı besinleri çeşitli işlemlere tabi tutarak uzun süre değerinden ve lezzetinden kaybettirmeden saklamak zorunlu olmuştur.

Taze besinler , hasat edilmelerinden itibaren mikroorganizma ve enzimlerin etkisine maruz kalırlar. Besini mikroorganizmaların etkisinden koruyabilmek ve enzim faaliyetlerini durdurabilecek bir ortam oluşturmak zorunluluğu vardır. Mikroorganizma ve enzimler belirli bir sıcaklık derecesinde faaliyet gösterdiklerine göre besinler soğuk yerde saklanırsa, tazeliklerini koruyabilirler. Besinlerin saklanabileceği buzdolapları, soğuk hava depoları ve dondurma araçları veya yerleri yapılmıştır. Bu gibi yerlerde besinlerin bozulmadan saklanma süresi dolabın veya deponun ısı derecesine bağlıdır. Buzdolabının buzluk kısmı sıfır derece civarındadır. Aşağıdaki tablo buzdolabında besinlerin taze olarak saklanabilme sürelerini göstermektedir.

Taze Besinlerin Buzdolabında Saklanması
Besin Saklama Süresi

Meyveler:
1. Portakal, limon, elma, armut 1-2 hafta
2. Üzüm, şeftali, kayısı 4-5 gün
3. Kiraz 1-2 gün

Sebzeler:
1. Ispanak, marul, domates 2-3 gün
2. Lahana, havuç, kereviz 6-7 gün
3. Taze fasulye, bakla ve bezelye 3-4 gün

Etler:
1. Kıyma ve küçük parça et 1 gün (Eğer et taze ise)
2. Büyük parça et, salam, yürek 2-4 gün (Eğer et taze ise)
3. Kasaptan alınan et bir günden fazla bekletilmez

Süt ve ürünleri:
1. Süt, taze lor veya çökelek 1-2 gün
2. Peynir, yoğurt, kaymak 5-7 gün

Diğerleri:
Yumurta 1-2 hafta
Pişmiş et yemekleri 1-2 gün
Kremalı pastalar 1-2 gün
Zeytinyağlı yemekler 2-3 gün
Taze sebzeler bekletilmez

Tereyağı ve benzeri kahvaltılık margarinlerde nem miktarı fazla olduğundan kolay bozulurlar, bu bakımdan buzdolabında saklanması gereklidir.
Patates, karanlık, serin, kuru ve hava akımı olmayan yerlerde saklanır. Işık, patatesin renginin yeşile dönmesine neden olabilir. Soğan için en iyi saklama ortamı kuru, hava akımı olan serin yerdir.
Kuru besinler serin, karanlık, kuru ve havalandırılabilen yerlerde saklanır. Kuru besinlerin saklandığı yerin nemli olması küflerin çoğalmasına neden olur. Besinler mümkünse raflarda, yerden yukarıda, ağzı kapalı kaplarda birbirlerine benzeyenler bir araya konmak suretiyle saklanmalıdır.

Kaynak:T.C Sağlık Bakanlığı

22 Temmuz 2007 Pazar

Güzeller Öp

Picasa SlideshowPicasa Web AlbumsFullscreen

Ağrılara Bitkisel Çözümler

Değişik bitkiler, binlerce yıldan bu yana ağrı kesici olarak kullanılıyor. İşte merak ettiğiniz ağrı kesici bitkiler :

Kekik yağı (romatizma): Kekik yağında bulunan karvakrol ve timol maddelerinin güçlü ağrı kesiciler olduğu ispatlanmıştır. Kekik yağı, romatizma ağrılarında zeytin yağı ile karıştırıldıktan sonra dıştan ovularak kullanılır.

Haşhaş (çeşitli): Haşhaş meyvesinden elde edilen ve “opiatlar” denen afyon alkaloitleri (Morfin gibi) güçlü ağrı kesicilerdir.

Gümüşdüğme (migren): Ülkemizde de yaygın olarak yetişen Gümüşdüğme bitkisinin yaprakları migren ağrılarını önlemek amacıyla kullanılır. Bu kullanım özellikle İngiltere, Kanada gibi ülkelerde oldukça yaygın.

Güzel avrat otu: Zehirli bir bitkidir. Doktor kontrolünde kullanılması gerekir. İltihaplı ağrıları keser.

Karanfil esansı (diş): Karanfil esansı ve etkili maddesi öjenol diş hekimliğinde kullanılan ağrı kesici ilaçların terkibine girer. Halk arasında diş çürüğünün içine 1-2 damla koyularak kullanılır.

Şeytantırnağı kökü (hafif ağrı): Güney Afrika’da yetişen bu bitkinin kökünden hazırlanan çay dahilen hafif ağrı kesici olarak kullanılır.

Köpek üzümü, yaban mersini (yara): Kurutulmuş çiçekli dallarından hazırlanan çay ağrı kesici olarak içilir. Yaralar ve basur memeleri köpek üzümü çayı ile yıkanır.

Papatya çiçeği (basur): Çayı basur gibi iltihaplı yaralara karşı pansuman halinde ağrı kesici ve yara iyileştirici olarak kullanılır.

Zeytinyağı (baş): Uzmanlar zeytinyağını da ağrıya karşı “birebir” bitki yağları arasında gösteriyor. Bunun nedeni ise sızma zeytinyağında, ağrı kesici ilaçlarda da bulunan “ İbuprofen “ adlı maddenin bulunması.

Hangi ağrılarda hangi bitki etkili

Baş: Sızma zeytinyağı tüketimi, migren gibi genelde kronik ağrıların etkilerini azaltıyor. Baş ağrısı için mentol ve ökaliptol yağı da önerilir.

Boyun ve bel: Kafuru 10 gün boyunca günde bir kere ağrıyan bölgelere sürmek yeterli. Özellikle bel ağrılarında zencefil ve edrefil karışımı uygulanabilir. Bu, yakıcı bir karışımdır ve çok iyi ağrı kesicidir. O bölge sıcak dursun diye de yünlü bir bezle sarılır. Ancak bunun mukozaya yani göze, ağza ve burna kaçmamasına özen gösterilmeli, çünkü yakıcıdır ve mukozaya zarar verir. Günde 1 kere 3 gün boyunca uygulanır.

Eklemler (diz, dirsek, kol, bacaklar): Kafur ağrı kesici olarak romatizmal şikayetlerde etkilidir. Ancak bu kesinlikle dahilen alınmaz çünkü zehirlidir, haricen sürülür. 3 tablet kafur, 250 gr saf alkol içinde eritilir. Ağrıyan yere ve civarına diz, dirsek, kol ve bacakların eklem yerlerine sürülür.

Diz kapakları: Halk arasında domates ilacı olarak bilinen salisilik asit, saf alkolde eritilir. Ağrıyan bölgelere, ayak parmaklarına ve diz kapaklarına günde 1 kere 10 gün boyunca sürülür.

Eskiden salisilik asit satılmadığı için söğüt ağacı dal ve yaprakları kaynatıldıktan sonra çıkan su, doğal salisilik asit elde edilirdi.

Bütün vücut: Susam yağının sinir uçlarını uyarıcı etkisi vardır. Hindistan’da insanlar, saç uçlarından ayak uçlarına kadar bütün vücuda ayda bir susam yağı masajı yapıyorlar. Vücut gevşiyor, rahatlıyor. Kekik yağı, zeytinyağı ile karıştırılıp özellikle romatizmal ağrılarda, ağrıyan bölgeye sürülebilir. Ancak kekik yağının tek başına sürülmesi sakıncalıdır.

Saç sorunlarına bitkisel çözümler uygulayın

Çevre kirliliği, güneş, bakımsızlık, stres ve yanlış şampuan kullanımı saçları olumsuz etkiliyor. Saçların sağlıksız olması ise insanın ruhi yapısını bozuyor, sosyal ilişkilerini de zedeliyor. Saç bakımı için değişik ürünlerin yanında, doğal ürünleri kullanmak da mümkün. Doğal ürünler daha ucuz ve evde yapılabilir olması yönünden tercih edilebilir.

Saçların çabuk uzamasını sağlamak için:

Sinameki ve civanperçemi, dövülmüş nar kabukları ile bir­likte suda yarım saat süreyle kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvıya, losyon kıvamına gelinceye kadar çırpılmış yumurta ilâve edilerek susam yağı ile birlikte karıştırılır. Hazırlanan losyonla saçlar sık sık yıkanır. İnce bir tülbentte sıkılarak elde edilen karadut usaresi, bulamaç haline gelinceye kadar yumurta ve susam yağı ile birlikte çırpıldıktan sonra beş dakika süreyle ısıtılır. Hazırlanan bulamaçla saçlar günaşırı yıkanır. Rendelenmiş turp, suda yarım saat süreyle pişirildikten sonra süzülür. Elde edilen sıvıya yumurta sarısı ilâve edilerek bulamaç haline gelinceye kadar çırpılır. Hazırlanan bulamaçla saçlar sık sık ovularak yıkanır.

Saç dökülmesini önlemek için:

Kurutulmuş meneviş yaprakları dövülüp ezildikten sonra, kına ile birlikte yirmi dakika süreyle suda kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvıdan bir miktar banyo suyuna ilâve edilerek, saçlar günaşırı hazırlanan bu karışımla yıkanır.

Sarımsak dövülüp ezildikten sonra sirkeli suda on dakika süreyle hafif ateşte pişirilir. Saçlar bu karışımla sık sık yıkanarak taranır. Kurutulmuş fındık kabuklarının yakılmasından elde edilen küller badem yağı ile karıştırılarak yoğrulur. Hazırlanan karışıma, şampuan kıvamına gelinceye kadar sirke ilâve edilerek çırpılır. Saçların dökülmesini önlemek için baş, hazırlanan bu karışımla sık sık yıkanır.

Aktardan çam terebenti alınır saç diplerine yedirilir. Birkaç defa tekrarlanır.

Saçların kepeklenmesini önlemek için:

Kenger otunun kökleri dövülüp ezildikten sonra sirkeli suda yirmi dakika süreyle kaynatılır. Sıkılarak elde edilen sıvıya, şampuan kıvamına gelinceye kadar kestane kabuğu külü ilâve edilerek gül yağı ile çırpılır. Hazırlanan bu şampuanla saçlar yıkanır.

Yakılarak elde edilen kestane kabuğu külüne, şampuan kıvamına gelinceye kadar ezilmiş kereviz posası ilâve edilerek gül yağı ile çırpılır. Hazırlanan şampuanla saçlar günaşırı yıkanır.

Kediotunun saçakları, sirkeli suda on beş dakika süreyle kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvı bir kavanoza doldurularak serin bir yerde yirmi dört saat dinlendirilir. Tekrar süzülen bu sıvıyla saçlar günaşırı yıkanır.

Saçları kuvvetlendirmek için:

Hamame otunun kök ve yaprakları, demlenmiş çay suyunda yarım saat süreyle kaynatılır. Sıkılarak elde edilen sıvıya, şampuan kıvamına gelinceye kadar yumurta sarısı ilâve edilerek pamuk yağı ile çırpılır. Hazırlanan şampuanla saçlar günaşırı yıkanır.

Dalından toplanan karadullar, demlenmiş çay suyunda on dakika süreyle kaynatılır. Sıkılarak elde edilen sıvıya, şampuan kıvamına gelinceye kadar yumurta sarısı ilâve edilerek pamuk yağı ile çırpılır. Hazırlanan bu şampuanla yatmadan önce saç banyosu yapılır.

Gelincik yaprakları, tohumları ile birlikte yirmi dakika süreyle suda kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvıya, şampuan kıvamına gelinceye kadar yumurta akı ilâve edilerek pamuk yağı ile çırpılır. Hazırlanan bu şampuanla saçlar sık sık yıkanır.

Saçların parlamasını sağlamak için:

Rendelenmiş yeşil ceviz kabukları, pazı yaprakları ile birlikte yarım saat süreyle suda kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvıya, şampuan kıvamına gelinceye kadar yumurta sarısı ilâve edilerek limon suyu ile çırpılır. Tedavi süresince, hazırlanan bu şampuan ile saçlar yatmadan önce yıkanır.

Badem yağına şampuan kıvamına gelinceye kadar yumurta sarısı ilâve edilerek limon suyu ile çırpılır. Hazırlanan şampuan ile saçlar günaşırı yıkanır. Sinameki bitkisinin kökleri suda yarım saat süreyle kaynatılır. Sıkılarak elde edilen sıvıya, şampuan kıvamına gelinceye kadar yumurta akı ilâve edilerek susam yağı ile çırpılır. Hazırlanan şampuanla saçlar sık sık yıkanır.

Saçların gür çıkması için ne yapmalı?

Ihlamur yirmi dakika süreyle suda demlenir. Süzülerek elde edilen sıvıya, bir tutam kına tozu ilâve edilerek, şampuan kıvamına gelinceye kadar karıştırılır. Hazırlanan bu şampuanla saçlar sık sık yıkanarak taranır. Kişniş ve hatmi kökleri demlenmiş çay suyunda yarım saat süreyle kaynatılır. Sıkılarak elde edilen karışım bir kavanoza doldurulur ve bir gün dinlendirilerek tekrar süzülür. Hazırlanan bu karışımla saçlar sık sık yıkanır. Erguvan ağacının yakılmasından elde edilen külleri elendikten sonra turp suyu ile birlikte yirmi dakika süreyle kaynatılır. Süzülerek elde edilen karışımla saçlar sık sık yıkanarak taranır.

15 Temmuz 2007 Pazar

PRATİK BAKIM ÖNERİLERİ

VÜCUT BAKIMI NASIL OLMALI?

Bakim sirasinda ve sonrasinda bazi sorunlar yaşiyorsunuz! Saclarinizin rengi istediginiz renkte ve sekilde olmuyor, tirnaklariniz kiriliyor.. Bunun gibi bir cok sorunla bogusuyorsunuz.Iste bakim sirasinda siklikla yapilan hatalar ve cozum onerileri…


Sac boyasi kutularinin uzerindeki fotografa bakarak sac boyasi aldim fakat renk fotograftaki kizim sacinin renginde olmadi. Ne yapmaliyim?

Fotograftaki modelin kendi sac rengi ile sizin sac renginiz ayni dogal renkte olmayabilir. Boyayi denemeden once kutunun uzerinde deneyin,
boyadan sonra saclarinizin nasil gorunecegini bu sekilde belirleyebilirsiniz.

Saclarimin rengini acarken, urunu biraz daha uzun sure beklettim ve sac derim yandi. Ne yapmaliyim?

Sac renginizi acacaginiz zaman, sac derinizi korumak icin islemden bir gun once sacinizi sampuanlamayin veya fircalamayin.

Yeni boyadigim saclarimi kepek sampuani ile yikadim ve renk tamamen akti. Neden?

Kepek sampuanlari pazardaki en etkili sampuanlardir. Bu nedenle saclarinizi yikadiktan sonra boya icin en az 24 saat bekleyin. Daha sonra sadece boyali saclar icin formulize edilmis kepek sampuanlarini deneyin.

Acik renkli kasket taktigimda tum gunes isinlarini uzerime cekiyorum ve cok yaniyorum. Ne yapmaliyim?

Cildiniz gunese karsi bazi kisilerin cildinden daha hassa olabilir. Bir uzmana gorunun ve gunes isinlarinin etkisini azaltici, sizin dogal
renginizden daha koyu urun veya koruyucu onermesini isteyin.

Saclarimi boyattiktan sonra basimda korkunc bir isilik meydana geldi. Ne yapmaliyim?

Cogu urunde hassas malzemeler kullanilsa da sac boyasina karsi allerjiniz olabilir. Tahris olani Hidrocortizon iceren kremler kullanabilirsiniz.

Buyuk bir sivilcenizi patlattiniz ancak sisti. Ne yapilabilir?

Gelecek sefere dokunmayin. Kanamayi durdurmak icin bir sure hafifce bastirin veya ufak bir buz koyarak biraz bekleyin.

Bacaklarimdaki tuylerin ice dogru buyumesini ve enfeksiyonu nasil onlerim?


Epilasyon sonrasi tuylerinizi aldiktan sonra bacaklarinizi yikayin ve cimbizinizi da alkol ile sterilize edin. Cildiniz cok hassas ise, antibiyotik
alabilirsiniz.

Evde papaya maskesi yapip uygulamaya calistim. Yuzum neden kipkirmizi oldu?

Oncelikle kizaran yuzunuzu bol sutle yikayin. Kirmizi bolgelere hidrokortizon iceren krem uygulayin. Yeni urunleri yuzunuze surmeden once kolunuzun hassas bolgesinde test edin.

Duzensiz bir sekilde bronzlastici uyguladim ancak cildim leke leke oldu. Bunu nasil duzeltebilirim?

Bronzlastiricinin dagilmasi icin mineral veya bebek yagini cildinize surun. Daha sonra yeniden bronzlastirici kullanin.

Yuzume tuy dokucu surdum ancak cildimi cok kotu yakti ve hemen yikadim. Yenileyici kullandigim icin olabilir mi?

Tuy dokucu ve yenileyici cildi cok hassaslastirir. Bu tur durumlarla karsilasmamak icin bir kac gun araliklarla bunlari uygulamaniz onerilir.

Kaslarimi duzeltirken dalgalanma oldu. Oneriniz?

Kas duzeltme ustalik gerektiren bir istir. Kas duzelten kisilerin almasi uygun olur. Fazla aldiginiz kasin buyumesini beklerken kasinizin
renginde far uygulayabilirsiniz.

Manikur sonrasi tirnaklarimda enfeksiyon olmasini nasil onlerim?

Evde alkolle temizlenmis kendi tirnak duzletici aletlerinizi yaninizda goturmeniz onerilir. Ayrica, parmaklarinizi bakterilerden korumak icin
manikurcunuze tirnaklarinizin cevresindeki olu deriyi cekmemesini soyleyebilirsiniz.

Ayak tirnaklarimi temizledikten sonra tirnaklarim sarardi. Ne Yapmaliyim?

Ayak tirnaklarinizi birkac kez limon suyu ve oksiyenli suyla islanmis pamuk ile temizleyin. Gelecek sefere koruyucu ile kaplayin.

Denizde uzun sure geciriyorum, bu nedenle tirnaklarim oldukca kirilganlasiyor. Ne yapmaliyim?

Uzun sure deniz suyunda kalmak tirnaklarinizi zayiflatir. Tirnaklarinizi koruyucu ve guclendirici urunler kullanin. Zaman zaman denizden
uzak durun.

Sac sekillendirici ile saclarima cekil vermeye calisirken saclarim dolasti. Saclarimi acmam 2 saat surudu. Nerede yanlis yaptim?

Sac sekillendiriciye cok fazla sac koymus olabilirsiniz ya da sacinizi sac sekillendiriciye sarmak yerine, sac sekillendiriciyi saciniza sarmaya
calismis olabilirsiniz. Panik yapmadan dogru sekillendirmeniz yararli olacaktir.

Sac sekillendiriciyi saclarim islakken kullanmaya calistim ancak olmadi. Ne oldu?

Hic utulerinizi islakken utuledikten sonra sekillerinikoruduklarini gordunuz mu? Sac sekillendiriciler saclar kuruyken kullanilmalidir.

Saclarima evde perma yaptim. Sacimin bir tarafi birbirine dolasirken, diger tarafi da dalgasini kaybetti. Neyi yanlis yaptim?

Saclarinizin tamamini ayni sekilde sarmalisiniz. Sag ve sol ellerimizle ayni sekili veremeyiz bu nedenle perma icin bir arkadasinizdan yardim
istemeyi unutmayin.

ISTENMEYEN KOKULARDAN KOLAYCA KURTULUN

*Sogan kokusunu ellerinizden cikarmak icin, evvelden hasladiginiz patatesi mutfaktaki isiniz bitince elinize surerek bes dakika kadar ovabilirsiniz.

*Uzunca bir sure kullanilmayan eski caydanliklar, zamanla pek de hos olmayan bir koku edinirler. Bunu onlemek icin en kolayi, icine bir parca kesme seker koymaktir.

*Karnıbaharin haslama suyuna bir miktar sut katarsaniz kar gibi beyaz oldugunu, hem de kotu kokmadigini farkedeceksiniz.

*Kereviz pisirirken kokusunu almak icin icine biraz lahana tursusu koyun. Tursu, kerevizin kokusunu alacaktir.

*Lahananin piserken pek de hos olmayan bir kokusu vardir. Bunu onlemek icin, lahanayi pisireceginiz tencerenin icine, biraz ekmek ici koymak yeterlidir. Yemege karismamasi icin, ekmek iclerini kucuk, temiz bir torba icinde koymaniz, sonra alip atmaniz da size buyuk kolaylik saglayacaktir.

*Ellerdeki sarimsak kokusunu cikarmak icin avucunuza biraz tuz alip, hafifce nemlendirdikten sonra iyice ovalayin. Sabunla da iyice yikarsaniz sarimsak kokusunun cikmis oldugunu goreceksiniz. Hatta sogan ve balik kokusunun da.

*Sogan soymaya baslamadan once parmaklarinizi sirkeye batirirsaniz, sogan kokusunun elinize bulasmadigini goreceksiniz.

*Balik kokusunu tabaklardan, catallardan, bicaklardan cikarmak hic kolay olmaz.Balik kokusunu cikarmak icin yikama suyunun icine bolca kahve telvesi atin. Telve balik kokusunu emecektir. Sonra bildiginiz gibi bolca suyla durulayin.

*Buzdolabinizdaki bazi meyve ve yemeklerin kokusu oteki yemekleride sarar. Kucuk bir kaba biraz sut koyup dolabinizin bir kosesine yerlestirirseniz, istenmeyen kokularin sut tarafindan emildigini goreceksiniz.

*Balik kizartirken cikan kotu kokuyu onlemek icin yaga limon suyu sikin. Boylece ayni yagi baska bir kizartmada da kullanabilirsiniz.

*Cop kutunuzun icine bir miktar karbonat yada kabartma tozu dokerseniz etrafa yaydigi kotu kokuyu onlemis olursunuz.

*Yanmis sut kokusunu yok etmek icin tencerenin uzerine islak bir bez koyun. Daha sonra bezi tencerenin uzerinden kaldirip, durulayarak tekrar tencerenin uzerine ortun. Bu islemi birkac kez tekrarlayin.

*Kizartma yaptiginizda mutfaginiza koku yayilmasini istemiyorsaniz bir kapta sirkeli su kaynatin.

*Ekmek tahtasinin kokusunu gidermek icin ikiye boldugunuz bir limonun kesik yuzuyle iyice ovun.

*Karidesi haslarken etrafa yayilan kokuyu gidermek icin haslama suyuna iki corba kasigi sirke katin.

*Elden sarimsak-sogan kokusunu cikarmak icin; eller sabunla yikandiktan sonra, metal bir yemek kasigini elinizde tutup musluk suyunun altinda bir sure bekletmek faydali olacaktir.

FAYDALI VE ŞİFALI BİTKİLER

FAYDALI BİTKİLER

*ADAÇAYI

Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Mide bulantısını keser.Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Göğsü yumuşatır. Astım hastaları için yararlıdır.Bu uyarıcı bitki kan dolaşımını hızlandırır. Hücre yenilenmesini ve cildin elastikiyetinin artmasını sağlar. Bu bitkiyle sivilcelerinizden de kurtulabilirsiniz.

*AHUDUDU

Kanı temizler, vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Terletir ve idrar söktürür. Kabızlığı giderir. Vücuda dinçlik verir.

*ALOE VERA(SARISABIR)

Eski yunanlılarında güzelleşmek için kullandıkları bir bitki. Yıpranmış ciltleri onarmak ve nemlendirmek için son derece yararlı. Akne sıcaktan kaynaklanan kaşıntılara karşı cildi koruyor. Yıpranmış saçları onarıyor ve nemlendiriyor.

*ASMA

Yaprakları ile yapılan ilaçlar kanamayı durdurur. Vücuda kuvvet verir. Sarılığı keser. İshali durdurur.

*AVOKADO

Çok kalorili olmasına rağmen içerdiği Glutathion süper bir hücre koruyucusudur, çünkü en iyi antioksidanttır. Antioksidantlar hücrelerin yaşlanmasını yavaşlatırlar ve kanseri önlerler. Tüm meyveler arasında protein bakımından en zengin olanıdır. Bol miktarda E vitamini de içerir.Bu vitamin kalp ve deriyi koruyarak dolaşımı düzene sokar. Ayrıca potasyum ve B6 vitamini de içerir. Kadınlar açısından çok gereklidir.

*AYRIKOTU

İdrar söktürür. Böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Buralardaki iltihapları da giderir.

*AYVA

İshal ve dizanteriyi keser. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir. İnce bağırsak iltihabını giderir. Kanı temizler. Çarpıntıyı dindirir.

*BADEM

Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Böbrek, mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.

*BAKLA

İdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarını dindirir. Böbrek iltihaplarını giderir. Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur.

*BAMYA

Halsizliğe karşı bire bir. 100 gram bamya günlük magnezyum (hücrelerin enerji depolamasına yarayan madde) ihtiyacımızın üçte birini ve yüzde 10′dan daha fazla miktarda ise günlük demir (akyuvarların vücut içinde oksijen taşımasını sağlıyor)ihtiyacımızı karşılıyor.

*BİBERİYE

Eski zamanlarda gençliği geri getiren bitki olarak adlandırılan biberiye, sivilcelere iyi geliyor. Cildin esnekliğini ve sıklığını artırıyor. Bir litre suya, biberiye ve kekik yağından iki kaşık ekleyin. Bu karışımı cildinizi temizlemek ve yumuşatmak için kullanın.

*BEZELYE

Taze ve donmuş olarak kullanılabilen bezelye B1, C vitaminleri, protein, lif ve folik asit içerir. Sinir sisteminde sorunları olanlara tavsiye edilir.

*BROKOLİ

Kansere karşı bizi koruyan ve ömrümüzü uzatan müthiş bir sebze. Çok miktarda kalsiyum içerdiği için kemik erimesine bire bir. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli, vitamin deposudur. Brokoli tutkunlarında ender olarak bağırsak ve akciğer kanseri görülür, kalp dolaşım hastalıklarına da pek fazla rastlanmaz. Kadınlarda göğüs kanserini önler.Göğüs kanserine ve spinabifida hastalığına karşı etkili. Brokoli bol miktarda, göğüs kanseri riskini azaltan ‘indole’ adlı bir madde içeriyor.İndole, göğüs kanserine neden olan östrojen bozukluklarını engelliyor. Ayrıca brokolinin diğer bir özelliği de, spinabifida hastalığını (doğuştan belkemiğinde son omurun kapanmamış olması) önlemesi.

*BUĞDAY

Lifli gıdalar sağlıklı bir beslenmenin temelidir. Buğdayın dış kabuklarından elde edilen kepek de, genellikle mısır gevreği türü yiyeceklerle tüketilir. Kepekli buğday unundan yapılan kurabiye vb. bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar ve kabızlığı önler. Buğday tanesinin özü olağanüstü besleyicidir. Vücudun özümsediği kalsiyum, demir ve çinko burada depolanır. Besin değeri, potansiyel olarak yulaf ve mısırdan daha yüksek olan buğday, bağırsak ve rektum kanserini önleyici faktörler içerir. Ama, yulaf ve mısıra kıyasla sindirimi biraz daha zordur.

*ÇAM FISTIĞI

Bronşit, verem, akciğer hastalıklarının çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Ruhi çöküntüyü giderir. Kalp hastalıklarında da faydalıdır.

*ÇAY

Binlerce yıllık bir bitki olan çayın yaprakları güzelleşmek içinde kullanılıyor. Yağlı bir cildiniz varsa, çaydan bir tonik olarak faydalanabilirsiniz.

Gözleriniz şişse iki soğuk çay poşetini göz kapaklarınızın üstünde bekletin.

Saçlarınızın eskisinden daha parlak görünmesini istiyorsanız, şampuandan sonra çayla durulayın. Farkı göreceksiniz.

*ÇİLEK

Körpe ve bol sulu çilekler sistemi temizliyor. Cilt sorunları olanlar için de iyi bir meyvedir. Böbrek, idrar yolları ve bağırsak sorunları için de birebirdir. Ayrıca diş etlerini güçlendiriyor, dişlerdeki tartarı önlüyor, ağız kokularını ve boğaz ağrılarını gideriyor. Çilekte yüksek oranda C vitamini bulunduğu gibi, yüksek tansiyon ve kolesterolü düşüren maddeler içeriyor. Çilek C vitamini ihtiyacını karşılar. Ayrıca bol miktarda potasyum içerir ve lifli besinler arasında önemli bir yer tutar. Diyabetli hastalar, çileğe şeker ilave etmemek şartıyla bu meyveyi bol bol yiyebilirler.

*ÇÖREKOTU

İştah açar. Vücuda kuvvet ve dinçlik verir. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söker. Koklanacak olursa baş ağrısını keser.

*DOMATES

Kanserden koruyucu ve yaşlanmayı zihinsel ve bedensel olarak yavaşlatıcı bir sebze. C ve E vitaminleri içerir. Domates zengin bir potasyum kaynağıdır ve çok az miktarda tuz bulunur. Yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olur ve vücudun su tutmasını engeller. Kalp hastalıklarına ve prostat kanserine karşı etkili. ‘Beta karotin’e yakın olan likopen içeriyor. Likopen vücudu kalp hastalıklarına karşı koruyan maddeler arasında yer alıyor. Araştırmalar domatesin prostat kanseri riskini azalttığını gösterdi. Haftada en az iki kez domates yiyen erkeklerin, diğerlerine oranla prostat kanserine yakalanma riskleri az.

*DUT

Beyaz dut yaprakları idrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır. Aç karnına yenen beyaz dut bağırsak solucanlarını söktürür.

*EBEGÜMECİ

Göğsü yumuşatır. Öksürük keser. Mide bulantısı ve kusmaları önler. Ateşi düşürüp vücuda rahatlık verir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Dişeti hastalıklarını tedavi eder.

Bu bitkinin yaprakları tahriş olan cildi dış etkenlere karşı korur. Cildi nemlendirir ve yumuşatır. Ebegümeciyle kan dolaşımını hızlandırabilir, bağ dokusunun elastikiyetini artırabilirsiniz. Ayrıca göz altındaki kırışıklara ve şişliklere de iyi gelir.

*ELMA

Günde bir elma yemek doktoru evinizden uzak tutar. İki elma yerseniz,kalp ve dolaşım sorunlarına karşı korunmuş olursunuz. Kolesterolü yok eder ve kabızlığı önler. Sindirimi kolaylaştırır. Kokusu rahatlatır ve kan basıncını düşürür. Artrit, romatizma ve gut hastalıklarına karşı da yararlıdır.

*ENGİNAR

Kandaki üre ve kolesterolü düşürür. İdrar söktürür. Kandaki şeker miktarını ayarlar. Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önler. böbrekteki kumların dökülmesine yardımcı olur. Prostat, meme ve rahim ağzı kanserine karşı iyi gelir. Enginarın içinde bulunan Silymarin maddesinin, hücrelerin hasar görmesini engellediğine işaret eden araştırmacılar, ayrıca Silymarin maddesinin, prostat, meme ve rahim ağzı kanserini önleme konusunda da etkili olduğunu belirtti. Enginarın içinde, fiber, magnezyum, folate ve C vitamini bulunduğu, bu sebzeyi bol miktarda tüketenlerin, bulundukları yaşın daha altında gösterdikleri belirtildi.

*FESLEĞEN

Sakinleştirici ve yatıştırıcı özelliği vardır. Enerji verir ve cildi rahatlatır. Fesleğenli saç losyonlarıyla saç derisine masaj yaparak, onların kökünü güçlendirebilirsiniz. Fesleğen yağıyla selülitlerinizden de kurtulmanız mümkün.

*FINDIK

Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Vücuda kuvvet verir. Nekahat devresinin çabuk geçmesini sağlar.

*GÜL

Cilde sağladığı yararlar yüzünden kozmetik ürünlerinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Parfüm üretiminin önde gelen elemanlarındandır. Gözenekleri sıkılaştırıcıdır.

*GREYFURT

C vitamini bakımından çok zengindir. Yarım greyfurt günlük C vitamini ihtiyacının yüzde altmışını sağlar. Kolesterol oranını düşüren pektin maddesi bulunur. Kansere karşı koruyucu özellik taşır. İştah açar.

*HAVUÇ

Haftada beş kere yendiği takdirde Harvard’ın araştırmalarına göre kadınlarda kalp enfarktüsünü, felç tehlikesini yüzde 68 oranında azaltıyor. Günde iki havucun erkeklerde kandaki kolesterolü yüzde 10 oranında azalttığı görülmüştür. Her gün yenen bir havuç da akciğer kanseri tehlikesini yarıya indiriyor. Havuçtaki Beta-Karotin de gözleri yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruyor ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor. Mide ve bağırsak kanamalarını önler, kansızlığı giderir, anne sütünü arttırır, yüz ve boyun kırışıklıklarını giderir, idrar ve bağırsak gazlarını söktürür, ülserdeki şikayetleri giderir Kansere karşı etkili olduğu gibi cildin kurumasını da engelliyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Beta karotin (kansere neden olan serbest radikallari durduruyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor) içeren havucun en büyük özelliklerinden biri içerdiği bu maddenin cildin kurumasını engelleyen A vitaminine dönüşebilmesi.

*IHLAMUR

Ihlamur, 18. yüzyıldan beri çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. Sakinleştirici ve yumuşatıcı özelliğiyle kış aylarının vazgeçilmez içeceği. Ihlamurun bu özellikleri yağlı yada kuru her tür cilt için de geçerli. Ihlamur, cildi sakinleştiriyor ve yatıştırıyor.

*ISIRGANOTU

Toplaması zor olduğu için pek fazla sevilmeyen bu bitki, cildin parlak görünmesini sağlar ve gerginleştiriyor. Böbrek hastalarının vazgeçilmez dostu saç dökülmesini de önlüyor.

*ISPANAK

Kalp hastalıklarına, felce, yüksek tansiyona, yaşlılığın getirdiği göz hastalıklarına, kansere, hatta psişik rahatsızlıklara karşı da etkili bir sebze. Göz hastalıklarına ve derideki lekelenmelere karşı etkili.Ispanak içerdiği iki kimyasal madde sayesinde görme bozukluklarına karşı etkili. Haftada 6 kez ıspanak yiyenlerin % 86 oranında yaşın ilerlemesiyle birlikte ortaya çıkan derideki lekelenmeler gibi bir sorunlarının olmayacağını gösteriyor. Ayrıca yaşla birlikte ortaya çıkan göz hastalıklarına karşı da etkili. Bir porsiyon ıspanak, günlük demir ihtiyacımızın onda birini karşılıyor.

*İNCİR

Bağırsakları yumuşatır. Kabızlığı giderir. Bronşit,öksürük ve boğaz ağrılarında faydalıdır. Enerji verir.

*KARANFİL

Mikropları öldürür. Ağrıları dindirir. Sinirleri uyarır. Hazmı kolaylaştırır. Koku giderir. İştah açar.

*KEKİK

Bedeni kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. Kalp çarpıntısını keser. Bağırsak iltihaplarını iyileştirir. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder. Kandaki şeker miktarını azaltır.

*KIRMIZI BİBER

Bulaşıcı hastalıklara karşı etkili. Vücudun özellikle bulaşıcı hastalıklara karşı olan direncini artırıyor. Portakaldan daha fazla miktarda C vitamini içeren bu sebze, aynı zamanda içerdiği beta karoten ile bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor. Kırmızı biber mide suyu ve tükürük oluşumunu artırır, sindirimi kolaylaştırır, romatizma, mafsal ve diş ağrılarını azaltır, krampları giderir, kolera ve azaltır ve kanser tedavisinde kullanılır. Terlemeyi artırır, gut hastalıkları başta olmak üzere bir çok hastalığa iyi gelir.Kanser riskini serinlik verir (sıcak iklimlerde kullanılmasının nedenlerinden birisi budur), öksürük ve boğaz ağrılarını gidermede(gargara olarak) kullanılır, sinir hastalıkları için doğal yatıştırıcıdır,vücuttaki aşırı yağ ve kolesterol birikiminin önlenmesini sağlar. Antibakteriyel etkisi ile hastalıkların önlenmesinde de etkili olan kırmızı biber ülkemizde ağırlıklı olarak Kahramanmaraş, Gaziantep ve Şanlıurfa olmak üzere Güney ve Güneydoğu illerinde fazlaca tüketilir.

*KİRAZ

Aspirin yerine kiraz. Kiraz yemek ağrıların dindirilmesinde aspirinden çok daha etkili oluyor. 20 kirazda 12-25 miligram arasında antosiyanin bulunduğu ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden on kat daha fazla olduğu görüldü. Kirazda bulunan antosiyanin maddesinin E ve Ca vitaminlerine benzer antioksidan etkiler yarattığına da tanık olundu. Nair’e göre,günde 20 kiraz yemek bir aspirin almakla özdeş etki yaratıyor. Nair kirazdaki antosiyaninin tablete dönüştürülmesine çalışıyor.

*KİVİ

Bir kivide, bir portakalda olan C vitamininin iki katı vardır. Potasyum bakımından da zengindirler. Sindirimi kolaylaştırır ve kabızlığı önler.

*KUŞBURNU

Çok yoğun vitamin zenginliği nedeniyle gözlerin dostudur.Vücuda dirilik sağlar. 100 gram kuşburnunda bir sandık portakala eşdeğer C vitamini vardır. İyi bir raşitizm ilacı, etkin bir kan temizleyicisidir. Güçlü bir kurt düşürücü ve bağırsak yumuşatıcısıdır. Mide kramplarına ve sindirim sistemi zorluklarına karşı faydalıdır. Romatizma ağrılarını gideriyor. Basur tedavisinde iyi sonuç veriyor.

*LAHANA

Kansere karşı etkili olduğu bilinen sebzelerin başında gelir. Bol miktarda B, C ve E vitamini, potasyum içerir. Özellikle meme ve rahim kanserine karşı etkilidir. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Kandaki şeker miktarını düşürür. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. Astıma faydalıdır. Bağırsak kanserine karşı etkili. Lahana kanser hücrelerinin üremesini engelleyen kimyasal bir madde (isotiocyanates) içeriyor. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, haftada bir gün lahana yiyenlerin bağırsak kanseri olma riskleri üçte iki oranında azalıyor.

*LAVANTA

Cildi rahatlatıyor ve gevşetiyor. Alın ve boyun bölgesinin toparlanmasına yardımcı oluyor. Su doldurulmuş küvete lavanta yağı karıştırıp, cildinizin kuru bölgelerine kısa bir masaj yaparak bu dertten rahatlıkla kurtulabilirsiniz.

*MAYDANOZ

Bir demir deposudur. Genellikle taze yenen maydanozda, kalsiyum, potasyum ve A vitamini vardır. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar. Böbrekleri çalıştırarak idrar getirir, kan şekerini normal seviyede tutar ve kansere karşı da koruyucudur.

*MARUL

Kemik erimesine karşı etkili. Sütten bile daha fazla kalsiyum içeren bu sebze, kemikleri güçlendirmesi açısından bir numara. 100 gramında, küçük bir bardak sütün içinde bulunan kalsiyumdan daha fazlasına sahip. Bu miktar günlük kalsiyum ihtiyacının dörtte birine tekabül ediyor.

*MISIR

Yüzde 18.3 gibi yüksek oranda lif içeriyor. Mısırın içeriğindeki yüksek karbonhidrat, enerji seviyenizi yükseltir. İçinde protein, kalsiyum, demir, fosfor, A ve B2 vitaminleri bulunur.

*MUZ

Folik asit, potasyum ve B6 vitamini bakımından son derece zengin bir meyvedir. Potasyum krampları önler. Adet sancılarını gidermeye birebirdir.

*NANE

Cilde enerji, canlılık ve yoğun bir ferahlık hissi verir. Dokuların elastikiyetini kuvvetlendirir.

*ÖKSEOTU

Kalbin atışlarını arttırır. Damar kireçlenmelerinde faydalıdır.Sara ve akciğer kanamalarında kullanılır.

*PATATES

Kızarmış yemezseniz kilo aldırmaz. Sindirimi kolaylaştırır, kabızlığı önler. Yorgunluğa karşı birebirdir. Bol miktarda C vitamini ve protein içerir. Halsizliğe karşı etkili. Vücuda enerji veren madde olan karbonhidrat içeren patates, C ve E vitaminleri ve beta karotin açısından en zengini.

*PAPATYA

Her derde deva bir bitki. Tahriş olmuş, temizliğe ve ferahlamaya ihtiyacı olan ciltler için ideal. Kurutulmuş papatyalardan hazırlanmış bir losyonla gözlerinize yapacağınız kompres şişkinliğini alıyor.

*PIRASA

İdrar söktürür. Mide rahatsızlığına iyi gelir. Kabızlığı giderir. Basur memeleri için faydalıdır. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur.

*PORTAKAL

Antioksidantlar ile dolu bir meyve. Kanseri önleyici olarak bilinen bütün maddeleri içeriyor. Ayrıca bol miktarda C vitamini içeriyor.

*SALATALIK

Salatalığı zaten birçok kadın cilt bakımı için kullanıyor. Hassas ciltlerde meydana gelen kaşıntıyı, pullanmayı ve gerginliği ortadan kaldırıyor. Cilde yoğun bir şekilde nem vererek, günlük nem ihtiyacını karşılıyor. Salatalığın kendisi ya da suyu cildimizi bir tonik kadar temizler,kabızlığı önler, böbrek ve kalp hastalıklarında vücutta biriken suyun atılmasına yardımcıdır. Kalp hastalıkları ve enfeksiyonlara karşı etkili. Kükürt içeriyor ve bu madde vücudun enfeksiyonlara karşı dayanıklılığını artırdığı gibi, kolestrolü de düşürüyor.

*SOĞAN VE SARIMSAK

Yüksek tansiyon ve kalp hastalığı tehlikesini azaltırlar. Soğan, mide kanserine yakalanma riskini; sarımsak da bağırsak kanserine yakalanma riskini azaltıyor. Sarımsağın mayasında bulunan maddeler hücrelerin zarar görmesini önleyerek, vücudu erken yaşlanmaya karşı koruyor. Antibiyotik ve nefes darlığını gideren bileşimler içeren sarımsak bağışıklık sistemini de kuvvetlendiriyor. Kalbe ve alerjik hastalıklara karşı etkili. Soğan içerdiği kimyasal maddelerle kalbimizi güçlendiriyor ve alerjik reaksiyonları engelliyor.

*TURP

Böbreklerdeki mikropları öldürür. Kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur. Karaciğer şişliğini indirir. Sarılıkta faydalıdır. Safra taşlarının düşürülmesine yardımcıdır. Romatizma, siyatik astım ve bronşite faydalıdır.

*ÜZÜM

Üzümde bilinen 20 antioksidant var, siyah üzüm ise yeşil üzümden fazlasını içeriyor. Kan yapar, kanı temizler. Yüksek tansiyonu düşürür.Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Besleyicidir.

*YOĞURT

Vücudun çeşitli organlarında bulunan bakterilerden bağırsakta barınanları, sindirim sisteminin düzenli çalışması açısından önemlidir. Bu bakteriler, enfeksiyonların ve bulaşıcı bir hastalık geçirirken almak zorunda kaldığımız antibiyotiklerin saldırısına uğrayabilir. Bu da sindirim sistemini harap eder. Yoğurt bu sorunu çözer, azalan bakteri miktarını normal seviyesine getirir ve enfeksiyonları hem önler, hem de onlarla mücadele eder. Bağışıklık sistemini de canlandırır. Kalsiyum oranı sütten fazla olan yoğurdun, protein oranı süte eşittir.

*YERALMASI

Şeker hastaları için faydalıdır. Besleyicidir. Vücudun direncini arttırır. Kabızlığı giderir.

*ZEYTİN

Zeytinyağı, safrayı artırır. Karaciğeri çalıştırır. Karaciğer ağrılarını keser. Sarılıkta faydalıdır. Yaprak ve kabukları yüksek tansiyonu düşürür. Kandaki şeker miktarını düşürür. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur.

GIDA ALIN ŞİFA BULUN

Hangi gıda, hangi derde deva ?Tahıl, sebze ve meyvelerde bulunan maddeler ve vitaminler, depresyondan tansiyona kadar birçok hastalığa şifa kaynağı oluyor.
Sağlık Vakfı tarafından hazırlanan “Hangi Hastalığa hangi yiyecek?” konulu çalışmada, doğadaki tahıl, meyve ve sebzelerin hastalıklara karşı doğal yolla mücadelede etkin rol oynadığı vurgulanıyor.
Çalışmada, Urfa’nın acılı pul biberinin cilde iyi geldiği, meyveler arasında elmanın da ilaçlarda aspirinin karşılığı konumunda olduğu belirtiliyor.

GRİP VE DEPRESYON
Özellikle havaların soğumasıyla birlikte insanların sıklıkla karılaştıkları grip hastalığına karşı, içerdiği folik asit ve C vitamini sayesinde satsuma etkili rol oynarken, mideyi düzene sokan tarçın ve sindirim sistemini düzenleyerek, mide ağrılarını gideren hardal gribe karşı etkili oluyor.
Günümüzde büyük sorun haline gelen depresyona karşı ise vücudun kolesterol oranını ayarlayan ve tende sürekli hücre yenilemesine neden olan avokado tüketilmesi öneriliyor.
Depresyona karşı ayrıca, beynin kendisini yenilemesine ve psikolojik rahatlık sağlamasına yardımcı olan çikolata, içerdiği A, B12 ve C vitaminleriyle istiridye ve beyindeki serotonin adlı kimyasal maddenin kendisini yenilemesini sağlayan patates tüketimi önemli rol oynuyor.
KALP SORUNLARI VE KANSER

Kalp rahatsızlıklarının giderilmesinde ise B vitamini ve protein deposu olan bezelye, önemli bir yere sahip.
Kepekli ekmek bağırsak kanseri için faydalı olurken, çok kiraz yenmesi gut hastalığına yakalanma riskini düşürüyor. Günde 20 kiraz yemek, 1 aspirin etkisi yapıyor.
Kalp için ayrıca elma, mısır gevreği, salatalık, yumurta, sarımsak, humus, kavun, süt, şeftali, pirinç, tuz, çay, ton balığı, hindi eti ve karpuz da faydalı yiyecekler arasında.
Son yıllarda insanlığı tehdit eden en önemli hastalıkların başında gelen kansere karşı ise antioksidan olan betakaroten açısından zengin kayısı etkili olurken, arpa, mısır, buğday, yulaf gibi tahıllar da kanserojen maddelerin vücuttan atılması sürecini hızlandırmakta.
Kansere karşı fasulye, pancar, lahana, havuç, nohut, incir, sarımsak, fındık, mercimek, zeytinyağı, soğan, şeftali, pirinç, çilek ve domates gibi yiyecekleri tüketmek de etkili oluyor.

DİĞER HASTALIKLARA KARŞI TÜKETİLMESİ GEREKENLER…

Nane: İdrar söktürücü özelliğe sahiptir. İçerdiği mentol, midenin normal işlevini görmesine neden olur. Vücuda giren grip mikrobuna karşı savaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini de azaltır.

Hindistan cevizi: İçerdiği myristin adlı madde kusmayı engeller, basur tedavisinde etkilidir.

Papatya çayı: Bağırsak yollarında toplanan gazı çıkartır, sindirim sistemini düzenler, mide ağrısını keser.

Enginar: Cynarine adlı madde sayesinde en sert yiyeceklerin bile sindirimine yardımcı olur.

Meyan kökü: Adrenalini yükseltir, insanın strese girmesini engeller, kan basıncını düşürür.

Ekmek: Şekerli yiyecek yenildiğinde içindeki asitler dişlere her 20 dakikada bir saldırır. Ekmek, dişleri korur. Uzmanlar tarafından gün boyunca 6 ile 11 dilim ekmek yenmesi tavsiye ediliyor.

Yoğurt veya beyaz peynir: Diş sağlığı için kalsiyum deposu olan bu iki yiyecek tercih edilmelidir.

Muz: Zengin bir potasyum kaynağıdır. Bu mineral, kalbin düzenli olarak çalışmasını ve tansiyonun düzenli olmasını sağlar.

Rezene: İçerdiği potasyum sayesinde tansiyonu düzenler.

Un: Yapıldığı tahılın besin değerlerini içerir. B vitaminleri, E vitamini, demir ve magnezyum açısından oldukça zengindir.

Arpa: İçerdiği kalsiyum ve potasyum gibi minerallerle vücuda direnç kazandırır.

Yoğurt: Günde 150 gram yoğurt, vücudun bir günlük kalsiyum ihtiyacını karşılar.

Çikolatalı puding: Vücuttaki kan, istediği protein ve mineralleri çikolatalı pudingle alır.

Dondurma: Günde 2 top vanilyalı dondurma yemek, insan vücudunun günlük protein ihtiyacının yüzde 20’sini karşılar.

Kola: Kafein vücudun yorgunluğunu alır ve konsantrasyonu sağlar.

Üzüm: İçerdiği “elajik asit” sayesinde, menopozun neden olduğu kemik erimesine karşı koruma görevi yapar.

Kekik: Timol adı verilen bir tür doğal yağ, vücuttaki diğer yağların parçalanmalarını sağlar. Kekik yağı banyoda sürüldüğü zaman romatizma ağrılarını büyük oranda azaltır.

Zencefil: Uyarıcı etkileri kan damarlarını genişletip kan dolaşımını artırarak romatizma ağrıları ve yanmaları yok eder.

Hurma: Besin değeri yüksek ve önemli bir enerji kaynağıdırlar. Doğal müshil etkisine sahiptir.

Pancar: Böbrekleri çalıştırır. Vücuttaki tuz oranını dengeler. Bu sayede böbrekler ve idrar yollarının çalışmasını destekler.

Kavun: Orta boy bir kavunun yarısı, günlük C vitamini ihtiyacını tamamen karşılar. Böbrekleri rahatlatır.

Mercimek: Çözünebilir lif içermesi sayesinde kandaki kolesterol oranını düşürür. Bu nedenle diyabet ve kalp hastaları için kaçınılmaz bir besindir.

Tarçın: Koli basilinin üremesini önler. Limon çayına balla birlikte eklenerek içildiğinde hem nezlenin yol açtığı boğaz ağrılarına hem de adet dönemi sancılarına iyi gelir.

Midye: Omega-3 yağı açısından zengin bir besin kaynağıdır. İçerdiği selenyum minerali, tiroit bezlerinin normal işleyişi için gereklidir.

Soğan: Sarımsakla birlikte enfeksiyonlarla mücadele eder. Soğan ayrıca, kemik erimesine de iyi gelir.

Ispanak: Antioksidan özelliği taşıyan A vitaminine dönüşen betakaroten içerir. Sağlıklı gözler için gereklidir. KAYNAK : Sağlık vakfı